Baş dönmesinde tanısal yaklaşım, ayrıntılı öykü alma ve kapsamlı klinik muayene ile başlar. Baş dönmesinin süresi, tetikleyici faktörler ve eşlik eden bulgular değerlendirilerek olası nedenler belirlenir. Bu süreç doğru tanı koymak ve uygun tedaviye yönlendirmek için esastır.
Tanısal süreçte odyometrik testler, kalorik test ve immitansmetrik incelemeler kullanılır. Ayrıca bilgisayarlı dinamik posturografi gibi ileri yöntemlerle denge fonksiyonları objektif olarak değerlendirilir. Gerektiğinde görüntüleme yöntemleri ile santral patolojiler de araştırılır.
Baş dönmesi yaşayan hastalarda iç kulak bozuklukları, kardiyovasküler sorunlar veya nörolojik hastalıklar ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulmalıdır. Doğru tanı için multidisipliner bir yaklaşım önemlidir. Özellikle ani ve şiddetli başlayan vertigoda acil değerlendirme gerekir.
Tanısal yaklaşım, yalnızca hastalığın kaynağını belirlemekle kalmaz, aynı zamanda uygun tedavi planının yapılmasına da temel oluşturur. Düzenli takip ve kişiye özgü değerlendirme ile baş dönmesinin tekrarının önüne geçilmesi hedeflenir. Bu sayede yaşam kalitesi artırılabilir.
Dizziness ve Vertigo Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Dizziness ve vertigo tedavisi altta yatan nedene göre farklılık gösterir. Baş dönmesi genellikle susuzluk veya kan basıncı sorunları gibi yaygın nedenlere bağlı ise rehidrasyon veya kan basıncını düzenlemeye yönelik tedavi uygulamaları ile kontrol altına alınabilir. Ancak Meniere hastalığı, Vestibüler Migren, Vestibüler Nörit gibi spesifik olarak iç kulakta yetmezlik oluşturan durumlarda ise KBB hekimleri tarafından medikal tedavi ile semptomlar kontrol altına alınırken, Odyologlar tarafından da Vestibüler Rehabilitasyon uygulamaları ile bireyin denge kontrolü geliştirilir, alternatif denge stratejileri öğretilir ve yaşam kalitesini arttıracak tedbirler alınır.
Vertigo ise daha spesifik tedaviler gerektirebilir ve duruma göre farklı yaklaşımlar uygulanır.
Örneğin BPPV (İyi Huylu Paroksismal Pozisyonel Vertigo) kulakta yerinden çıkan kalsiyum kristallerinin yeniden konumlandırılması için uygulanan manevralarla tedavi edilir. Bu tedaviler arasında en yaygın olanı Epley manevrasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki BPPV farklı varyantları olan bir durumdur. Bu nedenle her hasta için Epley manevrası uygun değildir.
Meniere hastalığı bilindiği üzere şiddetli baş dönmesi atakları ile seyreder, bu akut dönmede baş dönmesini kontrol altına almak için uygulanan medikal tedavilere ek olarak diyet değişiklikleri ve hidrasyon sağlanır. Bu dönemde bakış stabilizasyonunun sağlanması için ivedilikle vestibüler rehabilitasyon egzersizleri başlanabilir.
Vestibüler nörit veya labirentit gibi enfeksiyonlara bağlı vertigo durumlarında ise mutlaka medikal tedavi uygulanır. Bu dönemde enfeksiyonu kontrol altına almanın dışında ayrıca baş dönmesini baskılayan ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlar semptomları kısa vadede yönetmek için reçete edilir, ancak uzun süreli kullanılmaz. Tedavinin bir parçası olarak bir an önce vestibüler rehabilitasyon başlanması iyileşmeyi hızlandıran bilimsel bir gerçektir.
Sıkça sorulan sorular
Baş dönmesinde tanısal yaklaşım; şikâyetin süresi, başlama şekli, tetikleyicileri ve eşlik eden belirtilerin ayrıntılı değerlendirilmesiyle başlar. Odyolojik muayene ve kapsamlı öykü, doğru tanıya ulaşmanın temelini oluşturur.
Tanıya göre v-HIT, VNG, VEMP, postürografi ve odyolojik işitme testleri uygulanabilir. Bu değerlendirmeler, iç kulak ve denge sisteminin hangi bölümünün etkilendiğini belirleyerek uygun tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olur.
Odyolog, ayrıntılı denge ve işitme değerlendirmesi yaparak vestibüler sistemin fonksiyonlarını analiz eder. Test sonuçlarını klinik bulgularla birlikte değerlendirerek tanı sürecine katkı sağlar ve rehabilitasyon planını oluşturur.
Baş dönmesine ani işitme kaybı, konuşma bozukluğu, çift görme, bilinç değişikliği, şiddetli baş ağrısı veya kol ve bacakta güçsüzlük eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Bu belirtiler ciddi nörolojik hastalıkların habercisi olabilir.
Nörolojik bulguların eşlik ettiği, açıklanamayan veya uzun süren baş dönmelerinde manyetik rezonans görüntüleme ya da bilgisayarlı tomografi gerekebilir. Görüntüleme kararı klinik değerlendirme sonucunda hekim tarafından verilir.
Baş dönmesinin süresi, baş hareketleriyle ilişkisi, işitme kaybı ve kulak çınlaması gibi belirtiler birlikte değerlendirilir. Odyolojik testler, BPPV, Meniere hastalığı ve vestibüler nörit gibi hastalıkların ayırt edilmesine yardımcı olur.
Vestibüler rehabilitasyon, tanı netleştirildikten sonra denge kaybı devam eden hastalarda planlanır. Odyoloğun hazırladığı kişiye özel egzersiz programı, beynin denge sistemine yeniden uyum sağlamasını destekleyebilir.
Yaşlı bireylerde denge bozukluğu çoğu zaman birden fazla nedene bağlı gelişebilir. Düşme riski, kullanılan ilaçlar, görme sorunları ve iç kulak fonksiyonları birlikte değerlendirilerek kapsamlı bir tanısal yaklaşım benimsenmelidir.
Fiziksel nedenler dışlandıktan sonra kaygı bozukluğu, PPPD ve diğer psikolojik etkenler değerlendirmeye alınabilir. Gerekli durumlarda multidisipliner yaklaşım benimsenerek odyolog, hekim ve ruh sağlığı uzmanı birlikte tedavi planlayabilir.
Erken tanı sayesinde altta yatan neden kısa sürede belirlenebilir ve uygun tedavi gecikmeden başlatılabilir. Bu yaklaşım, baş dönmesi ataklarının kontrol altına alınmasına, denge fonksiyonlarının korunmasına ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar.

1982 yılında Çanakkale’de doğan Odyolog Emel Uğur, işitme ve denge sağlığı alanındaki akademik ve klinik çalışmalarıyla Türkiye’de öne çıkan uzmanlardan biridir. Meslek hayatına İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlamış, burada 15 yıl boyunca pediatrik odyoloji, otolojik hastalıklar ve vestibüler sistem bozuklukları üzerine yoğunlaşmıştır. 2015 yılından bu yana Acıbadem Sağlık Grubu bünyesinde görev yapmakta, çalışmalarını Acıbadem Altunizade Hastanesi ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi çatısı altında sürdürmektedir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Odyoloji Doktora Programı mezunu olan Odyolog Uğur, tezinde EEG ve sanal gerçeklik teknolojilerini kullanarak hareket hastalığının beyin haritalandırmasını incelemiştir. Akademik olarak Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Odyometri Programı Başkanı ve öğretim üyesi olarak görev yapmakta, odyoloji eğitimine ve bilimsel üretime önemli katkılar sunmaktadır.
Klinik ve bilimsel ilgi alanları arasında vestibüler rehabilitasyon, sanal gerçeklik tabanlı denge terapileri, pediatrik odyoloji, işitme kayıpları ve yaşlı bireylerde bilişsel-vestibüler işlevler yer almaktadır. Auris Nasus Larynx, Frontiers ve Journal of Audiology and Otology gibi uluslararası dergilerde yayımlanan makaleleri ve kitap bölümleriyle odyoloji alanında bilimsel gelişime yön veren isimlerden biridir.

İstanbul'daki Kliniğimizin Konumu