BPPV ve servikal vertigo benzer baş dönmesi belirtileri gösterse de farklı mekanizmalara dayanır. BPPV iç kulaktaki kristallerin kaymasıyla ortaya çıkarken, servikal vertigo boyun omurlarındaki sorunlardan kaynaklanır.
BPPV’de baş hareketleriyle tetiklenen ani ve kısa süreli dönme hissi öne çıkar. Servikal vertigoda ise boyun hareketleriyle ilişkili daha uzun süreli dengesizlik hissi görülür.
Tanıda pozisyon testleri BPPV’yi ortaya koyarken, servikal vertigo için boyun muayenesi ve görüntüleme yöntemleri önemlidir. İki hastalık karıştırılmamalıdır.
BPPV tedavisi manevralarla yapılırken, servikal vertigoda fizik tedavi, egzersiz ve boyun kaslarını güçlendiren uygulamalar tercih edilir. Tedavi yaklaşımları farklılık gösterir.
BPPV ile Servikojenik Vertigo Tam Olarak Ne Anlama Geliyor?
Önce BPPV’den başlayalım. Adındaki kelimeler bize ipucu veriyor. “İyi Huylu” olması, tehlikeli bir hastalık olmadığını anlatır. “Paroksismal”, baş dönmesinin aniden gelip kısa sürdüğünü ifade eder. “Pozisyonel” ise başın belirli hareketleriyle tetiklendiğini gösterir. Yani BPPV, başımızı hareket ettirince aniden başlayan, kısa süren şiddetli bir dönme hissidir. Sorun iç kulağımızdaki denge sistemindedir.
Servikojenik Vertigo ise “Servikal” kelimesi boyunla ilgili demek. Bu durumda servikojenik vertigoda sorun boyun bölgesinden kaynaklanır. Baş dönmesi hissi genellikle BPPV’deki gibi şiddetli bir dönme şeklinde değil daha çok bir dengesizlik, sersemlik veya “yer ayağımın altından kayıyor” hissi gibidir. Genellikle boyun ağrısı veya tutukluğu da bu duruma eşlik edebilir. Bu yüzden de Servikojenik Baş Dönmesi (yani boyun kaynaklı baş dönmesi) olarak da adlandırılır.
BPPV ile Servikojenik Vertigo Ne Sıklıkla Görülür?
BPPV, vertigo nedenleri arasında en sık görülenlerden biridir. Özellikle 50 yaşından sonra daha sık rastlanır. Hayat boyu görülme sıklığı %2-3 civarında tahmin ediliyor. Kadınlarda erkeklere göre biraz daha fazla ortaya çıkabiliyor. Baş dönmesi şikayetiyle doktora başvuran hastaların önemli bir kısmında BPPV saptanır.
Servikojenik Vertigo’nun sıklığı hakkında kesin rakamlar vermek daha zor. Ancak boyun problemi yaşayan kişilerde baş dönmesi varsa, akla gelen önemli olasılıklardan biridir. Özellikle trafik kazası gibi boyun travmaları geçirenlerde veya boynunda kireçlenme gibi dejeneratif sorunları olanlarda daha sık görülebilir.
Sonuç olarak; BPPV genel nüfusta daha yaygınken, servikojenik vertigolar altta yatan bir boyun problemine bağlı olarak ortaya çıkar.
BPPV ile Servikal Vertigo Neden Ortaya Çıkar? İç Kulak Kristallerinin Rolü Nedir?
BPPV’nin nedeni iç kulağımızdaki kalsiyum karbonat kristalleriyle ilgilidir. Bu kristallere “otokoni” denir ve normalde iç kulağın belirli bir bölgesinde yani utrikül de bulunurlar. Görevleri, başımızın yerçekimine göre konumunu ve düz hareketlerimizi algılamamıza yardımcı olmaktır.
Ancak bazen bu kristaller yerlerinden kopup, olmamaları gereken bir yere, yani başın dönüş hareketlerini algılayan yarım daire kanallarının içine kaçarlar. En sık arka yarım daire kanalına kaçarlar. İşte sorun burada başlar. Bu kanalların içine giren serbest kristaller, başımızı belirli bir pozisyona getirdiğimizde (örneğin yattığımızda veya kalktığımızda) kanal içindeki sıvıyla birlikte hareket eder. Bu hareket, kanalın sinir uçlarını uyarır ve beyne sanki başımız dönüyormuş gibi yanlış bir sinyal gönderir. Sonuç, ani ve şiddetli baş dönmesi atağıdır.
BPPV ile Servikal Vertigo Gelişiminde Risk Faktörleri Var mıdır?
BPPV çoğu zaman belirgin bir neden olmadan, kendiliğinden ortaya çıkar. Özellikle yaş ilerledikçe kristallerin yerinden oynama riski artar. Buna “idiyopatik BPPV” denir.
Ancak bazı durumlar BPPV gelişimini tetikleyebilir veya riski artırabilir. Bunlar arasında şunlar sayılabilir;
- Kafa travmaları (hafif veya şiddetli olabilir)
- İç kulakla ilgili diğer hastalıklar (Meniere hastalığı, vestibüler nörit gibi)
- Migren
- İç kulak ameliyatları
- Uzun süre belirli bir pozisyonda kalmak (örneğin dişçi koltuğunda veya yatak istirahatinde)
- Yaşlanma ile birlikte denge sistemindeki doğal yıpranma
Ayrıca kemik erimesi (osteoporoz) ve D vitamini eksikliğinin de BPPV ile ilişkili olabileceğine dair araştırmalar devam etmektedir. Bu faktörler kristallerin yapısını bozarak yerlerinden oynamalarını kolaylaştırabilir.
BPPV ile Servikal Vertigo İlişkisinde Boynun Önemi Nedir?
Servikal Vertigo’da ise sorun tamamen boynumuzla ilgilidir. Boynumuz, sadece başımızı taşımakla kalmaz, aynı zamanda dengemizin sağlanmasında da çok önemli bir rol oynar. Boyundaki kaslarda, eklemlerde ve bağlarda bulunan özel algılayıcılar (propriyoseptörler), sürekli olarak beyne başımızın pozisyonu ve hareketleri hakkında bilgi gönderir.
tServikojenik vertigo da temel mekanizma şudur; boyun omurgasındaki bir sorun (örneğin yaralanma, kireçlenme, kas spazmı, duruş bozukluğu) bu algılayıcılardan beyne giden sinyalleri bozar. Beynimiz bir yandan gözlerden ve iç kulaktan normal denge bilgilerini alırken, diğer yandan boyundan hatalı veya çelişkili bilgiler alır. Beyin bu karmaşık durumu yorumlamakta zorlanır ve sonuçta baş dönmesi, dengesizlik ve oryantasyon bozukluğu hissi ortaya çıkar. Buna “duyusal çelişki” diyoruz. Boyun ağrısı, tutukluk veya hareket kısıtlılığı da genellikle bu duruma eşlik eder.
BPPV ile Servikal Vertigo Baş Dönmesi Hissinde Nasıl Farklılaşır?
Baş dönmesinin nasıl hissedildiği, BPPV ile Servikal Vertigo’yu ayırt etmede önemli bir ipucudur.
BPPV’de yaşanan his, genellikle çok ani başlayan ve oldukça şiddetli bir dönme hissidir. Sanki siz veya tüm oda fırıl fırıl dönüyormuş gibi gelir. Bu his genellikle çok kısa sürer, çoğu zaman bir dakikadan az, hatta bazen sadece 15-20 saniye. Atak bittikten sonra bir süre hafif bir sersemlik veya mide bulantısı ile kusma isteği kalabilir. Bazı durumlarda çok korkutucu olabilir.
Servikal Vertigo’da (CGD) ise durum farklıdır. Hastalar genellikle şiddetli bir dönme hissinden ziyade, bir dengesizlik, sersemlik, başta boşluk hissi, “sanki tekne güvertesindeymiş gibi sallanma” veya “yere sağlam basamıyormuş hissi” şeklinde tarif edilebilir. Bu his BPPV’ye göre daha uzun sürebilir, dakikalarca hatta saatlerce devam edebilir. Belirtiler sabit kalabileceği gibi, gün içinde dalgalanmalar da gösterebilir.
BPPV ile Servikal Vertigo Ataklarını Tetikleyen Durumlar Nelerdir?
Atakları neyin başlattığı da bu iki durumu ayırmada bize yardımcı olur.
BPPV atakları, tipik olarak başın yerçekimine göre pozisyonunun değişmesi ile tetiklenir. En sık rastlanan tetikleyiciler şunlardır;
- Yatakta bir taraftan diğerine dönmek
- Yataktan kalkmak veya yatağa yatmak
- Başı geriye doğru kaldırmak (örneğin tavana bakmak, raftan bir şey almak)
- Başı öne doğru eğmek (örneğin ayakkabı bağlamak, yerden bir şey almak)
- Bu hareketler, iç kulaktaki serbest kristallerin hareketlenmesine neden olur.
Servikal Vertigo’da ise tetikleyiciler daha çok boyunla ilgilidir. Belirtiler genellikle şu durumlarda ortaya çıkar veya kötüleşir;
- Boyun hareketleri (başı sağa sola çevirmek, öne arkaya eğmek)
- Başın belirli bir pozisyonda uzun süre tutulması (örneğin bilgisayar başında çalışmak, ters bir pozisyonda uyumak)
- Boyun ağrısını artıran aktiviteler
- Bazen sadece boyun kaslarının aşırı gergin olması veya yorgunluk bile belirtileri tetikleyebilir.
BPPV ile Servikal Vertigo Durumunda Boyun Ağrısı Görülür mü?
Eşlik eden belirtiler de önemlidir. Boyun ağrısı, Servikal Vertigo’nun en belirgin özelliklerinden biridir. Baş dönmesi genellikle boyun ağrısı, tutukluk veya boyun hareketlerinde kısıtlılıkla birlikte görülür. Hatta bazı tanı kriterlerine göre, baş dönmesinin boyun kaynaklı olduğunu söyleyebilmek için boyun ağrısının varlığı şarttır. Ayrıca Servikojenik vertigo da boyundan kaynaklanan baş ağrıları da sık görülebilir.
BPPV’de ise durum farklıdır. BPPV’nin kendisi doğrudan boyun ağrısına neden olmaz. Ancak bazen BPPV hastaları, baş dönmesini tetikleyen hareketlerden kaçınmak için boyunlarını istemeden kasabilirler. Bu durum zamanla boyun kaslarında gerginliğe ve ikincil bir ağrıya yol açabilir. Ya da tesadüfen kişide hem BPPV hem de ayrı bir boyun problemi aynı anda bulunabilir. Ama BPPV’nin birincil belirtisi boyun ağrısı değildir.
İki durumda da genellikle işitme kaybı veya kulak çınlaması gibi işitsel belirtiler beklenmez.
BPPV ile Servikal Vertigo Tanısı İçin Hangi Özel Testler Kullanılır?
BPPV tanısı genellikle oldukça net bir şekilde konulabilir. Bunun için kullanılan en önemli testler Dix-Hallpike ve supine Roll pozisyonel değerlendirmeleridir.. Bu değerlendirmeler sırasında odyologunuz sizi özel bir baş açısı ile yatırıp başınıza belirli bir pozisyon verir. Eğer BPPV varsa, bu pozisyonda tipik bir göz hareketi (nistagmus) ve baş dönmesi ortaya çıkar. İzlenen nistagmusun yönü, şiddeti, süresi gibi bulgular klinisyene hangi yarım daire kanalında problem olduğunu gösterir ve ona yönelik kanalit repozisyon manevrası yapılmasını sağlar. Bu testler genellikle tanı için yeterlidir ve ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulmaz.
BPPV ile Servikal Vertigo Tanısı Nasıl Kesinleşir? Dışlama Yöntemi Nedir?
Servikal Vertigo tanısı ise biraz daha karmaşıktır. Tanıyı koymak için spesifik bir test yoktur. Tanı, daha çok diğer olası baş dönmesi nedenlerini ekarte etme prensibine dayanır. Buna dışlama tanısı denir.
Odoylogunuz öncelikle detaylı bir öykü alıp muayene yaparak BPPV, Meniere hastalığı, vestibüler migren, beyin veya beyincikle ilgili sorunlar gibi diğer tüm olası nedenleri dışlamaya çalışır. Ardından boyun muayenesi yapar; hareket açıklığını, kas gücünü, hassasiyeti değerlendirir.
Eğer diğer tüm nedenler dışlandıktan sonra;
- Hastanın belirgin bir boyun problemi öyküsü varsa,
- Baş dönmesi ile boyun hareketleri veya boyun ağrısı arasında net bir ilişki kurulabiliyorsa,
- Muayenede boyunla ilgili bulgular (kısıtlılık, hassasiyet vb.) saptanıyorsa
Servikojenik vertigo düşünülür. Bazen tanıyı desteklemek için boynun pozisyon algısını ölçen özel testler (örneğin Eklem Pozisyon Hatası testi) veya görüntüleme (boyun MR’ı gibi) istenebilir, ancak bunlar tek başına tanı koydurmaz.
Aynı zamanda Vertebral Arter Test son zamanlarda oldukça yaygın kullanılan ve Servikojenik vertigonun varlığı hakkında klinisyene yol gösteren bir değerlendirmedir.
Test, hastanın başına sağ,sol, flexsiyon ve extension pozisyonları verilerek oluşan nistagmusları veya hastanın tariflediği bulguları kayıt etme esasına dayanır. Bu muayene esnasında oluşan nistagmus vertebral arter test pozitifliğini dolayısıyla Servikojenik vertigo varlığı konusunda anlamlı bulgular verir.
BPPV ile Servikal Vertigo İçin Uygulanan Manevralar Nelerdir?
BPPV tedavisinin temelini, urtikülden ayrılıp yarım daire kanalında serbest halde dolaşan ya da kupulaya yapışmış halde olan otolitleri tekrardan utriküle geri göndermeyi amaçlayan , özel manevralar oluşturur.BPPV mekanik bir hastalıktır. Dolayısyla iİlaçların BPPV tedavisinde yeri yoktur, sadece kulaktakı dolaşımı ( kanlanmayı) arttırarak hastanın şikayetlerini baskılamak için kullanılabilirler. BPPV de tedavi edici etkisi yoktur.
En sık kullanılan manevra Epley Manevrası’dır. Bu manevra, özellikle en sık görülen Posterior (arka kanal) BPPV’si için çok etkilidir. Odyolog tarafından uygulanan, baş ve vücudunuza belirli pozisyonların verildiği bir dizi hareketten oluşur. Amaç kristallerin yerçekimi yardımıyla kanal dışına çıkmasını sağlamak ve utriküle geri yerleştirmektedir. Genellikle tek seansta bile büyük oranda iyileşme görülür.
Diğer manevralar; Semont Manevrası Epley’e bir alternatiftir. Daha nadir görülen Lateral kanal (yan kanal) BPPV’si için iseLempert (Barbekü Dönüşü) veya Gufoni Manevrası gibi farklı manevralar uygulanır. Bu manevralar basit, ağrısız ve oldukça güvenlidir. Hasta’yı, tek kanal da ya da birden fazla kanalda problem olması durumuna göre tek seans ya da birden fazla seans görmek gerekebilir.
BPPV ile Servikal Vertigo Tedavisinde Fizik Tedavinin Yeri Nedir?
Servikal Vertigo tedavisi ise tamamen farklıdır. Burada amaç kristalleri yerine oturtmak değil altta yatan boyun sorununu çözmek ve beyne giden hatalı sinyalleri düzeltmektir. Bu yüzden tedavi genellikle daha uzun solukludur ve fizik tedavi ve rehabilitasyon çok önemli bir yer tutar.
Fizik tedavi programı kişiye özel olarak planlanır. Genellikle şunları içerir;
- Manuel Terapi: Fizyoterapistin elleriyle uyguladığı tekniklerdir. Eklem mobilizasyonu, yumuşak doku masajı gibi yöntemlerle boyun eklemlerinin hareketliliği artırılır, kas spazmları çözülür.
- Egzersizler: Boyun ve sırt kaslarını güçlendirme, germe, duruş (postür) düzeltme egzersizleri verilir.
Vestibüler Rehabilitasyon: Bu baş dönmesine özel bir rehabilitasyon programıdır. Dengeyi geliştiren, göz ve baş hareketleri arasındaki koordinasyonu artıran (bakış stabilizasyonu) ve baş dönmesini tetikleyen hareketlere karşı vücudu alıştırmayı hedefleyen (habituasyon) egzersizleri içerir. Beynin, boyundan gelen hatalı sinyallere adapte olmasına yardımcı olur. Servikojenik vertigo tedavisi genellikle bu yöntemlerin bir kombinasyonunu gerektirir. İlaçlar daha çok ağrı veya kas spazmını kontrol etmek için kullanılır. Tedavinin başarısı için hastanın egzersiz programına düzenli olarak katılması çok önemlidir.

1982 yılında Çanakkale’de doğan Odyolog Emel Uğur, işitme ve denge sağlığı alanındaki akademik ve klinik çalışmalarıyla Türkiye’de öne çıkan uzmanlardan biridir. Meslek hayatına İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlamış, burada 15 yıl boyunca pediatrik odyoloji, otolojik hastalıklar ve vestibüler sistem bozuklukları üzerine yoğunlaşmıştır. 2015 yılından bu yana Acıbadem Sağlık Grubu bünyesinde görev yapmakta, çalışmalarını Acıbadem Altunizade Hastanesi ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi çatısı altında sürdürmektedir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Odyoloji Doktora Programı mezunu olan Odyolog Uğur, tezinde EEG ve sanal gerçeklik teknolojilerini kullanarak hareket hastalığının beyin haritalandırmasını incelemiştir. Akademik olarak Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Odyometri Programı Başkanı ve öğretim üyesi olarak görev yapmakta, odyoloji eğitimine ve bilimsel üretime önemli katkılar sunmaktadır.
Klinik ve bilimsel ilgi alanları arasında vestibüler rehabilitasyon, sanal gerçeklik tabanlı denge terapileri, pediatrik odyoloji, işitme kayıpları ve yaşlı bireylerde bilişsel-vestibüler işlevler yer almaktadır. Auris Nasus Larynx, Frontiers ve Journal of Audiology and Otology gibi uluslararası dergilerde yayımlanan makaleleri ve kitap bölümleriyle odyoloji alanında bilimsel gelişime yön veren isimlerden biridir.

İstanbul'daki Kliniğimizin Konumu