Sürekli deprem oluyormuş hissi, tıbbi olarak psödoseismik algı veya vestibüler kaynaklı dengesizlikle ilişkili olabilir. Bu durum genellikle baş dönmesi, dengesizlik veya anksiyete bozukluklarının bir belirtisi olarak ortaya çıkar.
Vestibüler sistem bozuklukları, özellikle iç kulak kristal kaymaları, Vestibüler Migren veya Meniere hastalığı bu hissin en sık nedenlerindendir. Beynin denge algısındaki bozukluk, kişinin sürekli sarsıntı yaşıyormuş gibi hissetmesine yol açar.
Psikolojik faktörler de bu hissi tetikleyebilir. Panik atak, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu olan bireylerde sürekli sallanma veya deprem oluyormuş algısı sık gözlenir. Bu durumda hem psikiyatrik hem de odyolojik değerlendirme gerekir.
Tedavi, altta yatan nedene göre düzenlenir. Vestibüler rehabilitasyon, ilaç tedavisi veya psikolojik destek yöntemleri uygulanabilir. Erken teşhis ve multidisipliner yaklaşım, bu hissin kontrol altına alınmasında etkili sonuç verir.
Vestibüler Sistem ve Denge
Vestibüler sistem, iç kulakta bulunan denge yapıları ile hastanın denge ve hareket koordinasyonunu sağlar. Bu sistem başın ve vücudumuzun uzaydaki pozisyonunu algılamak için özelleşmiş hassas mekanizmalar içerir.
Sistem aşağıdaki bileşenlerden oluşur:
- Yarım daire kanalları: Başın açısal hareketlerini tespit eder.
- Otolit organları (utrikül ve sakkül): Başın doğrusal hareketlerini ve yerçekimi değişikliklerini algılar.
Baş hareketleri sırasında bu yapılar mekanik hareketleri algılayarak elektrik sinyallerine çevirir ve oluşan sinyaller öncebeyin sapına daha sonra beyinciğe iletilir. Beyinciğin işlevi dengeyi sürdürmek ve vücut hareketlerini düzenlemektir. Bu sebeple vestibüler sistem görsel ve propriyoseptif bilgilerle sürekli bir entegrasyon içindedir.
Bu entegrasyon süreci üç önemli refleks aracılığıyla gerçekleşir:
- Vestibulo-oküler refleks (VOR): Bu refleks göz hareketlerini, baş hareketleriyle senkronize eder böylece hareket halindeyken bile net görüş sağlanır.
- Vestibulospinal refleksler: Bu refleksler baş ve vücut hareketlerine yanıt olarak kaslara düzeltici sinyaller gönderir böylece denge ve duruş stabilitesi korunur.
- Vestibülokolik refleks: Başın hareketi esnasında boyun kaslarında meydana gelen yanıttır. Bu refleks ile başın pozisyonu ayarlanır ve dik duruş sabitlenmektedir.
Sürekli Baş Dönmesine Neden Olan Vestibüler Bozukluklar Nelerdir?
Sürekli baş dönmesine yol açan vestibüler bozukluklar oldukça çeşitlidir. Bunlar arasında en çok karşılaşılan hastalıklar, Kalıcı Postüral-Algısal Baş Dönmesi (PPPD), Meniere ve Vestibüler Migren ve geçirilmiş fakat tam iyileşmemiş BPPV bulunur.
- Kalıcı Postüral-Algısal Dengesizlik, dönme hissi olmadan dengesizlik ve görsel rahatsızlığa neden olan kronik bir hastalıktır. Genellikle akut bir vestibüler olay sonrası gelişir ve belirtiler en az üç ay sürer. Semptomlar dik duruş, hareket veya karmaşık görsel uyaranlarla şiddetlenir. Beynin duyusal girdiler arasındaki uyumsuzluğu ve somatosensoriyel ipuçlarına aşırı bağımlılığı bu durumun altında yatan en önemli nedendir.
- Meniere Hastalığı, iç kulaktaki anormal sıvı birikimi ile karakterize olan hem işitme hem denge sisteminin etkilendiği karmaşık bir hastalıktır. Genellikle tek taraflı seyreder. Nadiren iki kualkta da görülebilir. Altta yatan nedenler arasında genetik yatkınlık ve viral enfeksiyonlar en çok bilinenlerdir. Belirtiler arasında genellikle unilateral gördüğümüz fluktuasyon izlenen işitme kaybı, tinnitus, kulakta dolgunluk ve birkaç saat süren epizodik vertigo atakları yer almaktadır.
- Vestibüler Migren, şiddetli baş ağrıları ve baş dönmesi, dengesizlik hissi ile karakterize bir tablodur. Vertigo atakları birkaç saat sürebilir ve genellikle duyusal uyaranlar ile tetiklenir. Baş dönmesi sırasında ışığa, sese ve kokuya duyarlılık mide bulantısı görülür.
Vestibüler Semptomları Provoke Eden (Kötüleştiren) Tetikleyiciler Nelerdir?
Sürekli deprem oluyormuş hissinin nedenleri arasında çeşitli tetikleyiciler bulunmaktadır. Bu tetikleyiciler arasında görsel uyarıcılar önemli bir yer tutar. Örneğin süpermarketler, alışveriş merkezleri gibi karmaşık görsel desenlere sahip mekanlar, belirli halı desenleri, parlak ışıklar veya hareketli metinler gibi görsel unsurlar baş dönmesini ve dengesizlik hissini tetikleyebilir. Görsel karmaşa özellikle kalabalık uyarıcı ortamlarda bulunan bireyler için zorlayıcıdır.
Yukarı bakma veya başı aşağı eğme gibi ani baş hareketleri de hastaların yaşadığı tabloyu karmaşıklaştırmakta ve semptomların şiddetlenmesine yol açabilmektedir.
Stres ve anksiyete baş dönmesi ve dengesizlik hissini tetikleyebilir. Bu duygusal durumlar semptomların artmasına neden olan bir kısır döngüye yol açabilir. Stres altında olan bireylerde vestibüler semptomlar daha belirgin hale gelebilir.
Uyku eksikliği de baş dönmesini kötüleştiren faktörler arasında yer alır. Kalitesiz uyku artan yorgunluğa ve dolayısıyla denge problemlerinin daha fazla hissedilmesine yol açar. Özellikle vestibüler migren hastalarında uyku düzeni bozuklukları semptomların şiddetlenmesine sebep olabilir.
Mal de Débarquement Sendromu Nedir ve Sallanma Hissine Nasıl Neden Olur?
Mal de Débarquement Sendromu genellikle deniz hava veya kara yolculuğu sonrasında başlayan nörolojik bir bozukluktur. Bu durum özellikle hareket sonrası normalde kaybolması beklenen hareket hissinin devam etmesi ile karakterizedir. Hastalar sıklıkla kendilerini bir teknedeymiş gibi sürekli sallanıyor halde hissederler. Bu hisler genellikle karaya çıktıktan sonra da devam eder ve bazen yıllar sürebilir.
İki ana türü vardır:
- Hareket tetiklemeli MdDS: Özellikle deniz veya hava yolculuğu gibi pasif hareketlerden sonra ortaya çıkar.
- Spontan başlangıçlı MdDS: Belli bir hareket tetikleyicisi olmadan ortaya çıkar.
Bu sendromun kesin nedeni henüz tam olarak anlaşılamamış olup sistem denge ve hareket algısından sorumludur. Merkezi sinir sistemi tarafından uyumsuzluk olarak veya çatışma olarak algılanan bu sinyaller gerçekte hareket olmadığı zamanlarda bile bireyin hareket varmış gibi algılanmasına neden olabilir. Bu uyumsuzluk vestibulo-oküler refleksin işlev bozukluklarıyla ilişkilendirilir.
MdDS daha çok kadınlarda görülür ve genellikle orta yaşlardaki kadınları etkiler. Araştırmalar hastaların büyük çoğunluğunun kadın olduğunu göstermektedir. Ayrıca semptomların yoğunluğu perimenopozal dönemde artabilir. Bu durum hormonal değişikliklerin sendrom üzerinde etkili olabileceğini düşündürmektedir.
Kafa Travmaları Vestibüler İşlev Bozukluğuna Nasıl Yol Açar?
Baş yaralanmaları vestibüler işlev bozukluğuna yol açabilmektedir. Bunların arasında periferik ve merkezi hasarlar önemli bir yer tutar.
- Periferik Vestibüler Hasar: Kafa travmaları başın açısal hareketlerinden sorumlu olan yarım daire kanallarını ve doğrusal hareketlerinden sorumlu otolit organlarını etkileyebilir. Bu yapılar yerçekimi ve baş hareketlerini algılamada kritik role sahiptir. Hasar doğrusal ivmeleri algılama yeteneğini azaltır bu da dengesizlik hissi ve baş dönmesine neden olur.
- Vestibulo-Oküler Refleks (VOR) Bozulması: Kafa travmaları beyin sarsıntısına neden olabilir. Oluşan beyin hasarı sonucu VOR zarar görebilir. VOR’u sağlıklı çalışan birey baş hareketleri sırasında bakışı foveada tutarak görüşü sabitler. VOR sağlıklı çalışmayan bireyde bu bozulma görsel bulanıklığa , etraf kayıyormuş gibi hareket ilüzyonuna ve baş dönmesine neden olur.
- Merkezi Vestibüler Sistem Bozukluğu: Kafa Travmaları, beyin içindeki merkezi vestibüler yolları etkileyebilir. Oluşan hasar sonucunda iletişim de aksaklıklar, baş dönmesinin fizyolojik bir sonucu olarak nistagmus (anormal göz hareketleri) ve denge sorunları karşımıza çıkar.
- Uzun Vadeli Sonuçlar: Periferik baş dönmelerinde istatistiklere bakıldığında çoğu birey birkaç hafta içerisinde akut tablo iyileşirken, bazı bireyler kalıcı baş dönmesi yaşayabilmektedir. Bu durum PPPD olarak bilinir ve sürekli dengesizlik hali ile bir hareket hissine yol açar. Karmaşık görsel ortamlar bu bireylerde kaygı hissine neden olabilir.

1982 yılında Çanakkale’de doğan Odyolog Emel Uğur, işitme ve denge sağlığı alanındaki akademik ve klinik çalışmalarıyla Türkiye’de öne çıkan uzmanlardan biridir. Meslek hayatına İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlamış, burada 15 yıl boyunca pediatrik odyoloji, otolojik hastalıklar ve vestibüler sistem bozuklukları üzerine yoğunlaşmıştır. 2015 yılından bu yana Acıbadem Sağlık Grubu bünyesinde görev yapmakta, çalışmalarını Acıbadem Altunizade Hastanesi ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi çatısı altında sürdürmektedir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Odyoloji Doktora Programı mezunu olan Odyolog Uğur, tezinde EEG ve sanal gerçeklik teknolojilerini kullanarak hareket hastalığının beyin haritalandırmasını incelemiştir. Akademik olarak Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Odyometri Programı Başkanı ve öğretim üyesi olarak görev yapmakta, odyoloji eğitimine ve bilimsel üretime önemli katkılar sunmaktadır.
Klinik ve bilimsel ilgi alanları arasında vestibüler rehabilitasyon, sanal gerçeklik tabanlı denge terapileri, pediatrik odyoloji, işitme kayıpları ve yaşlı bireylerde bilişsel-vestibüler işlevler yer almaktadır. Auris Nasus Larynx, Frontiers ve Journal of Audiology and Otology gibi uluslararası dergilerde yayımlanan makaleleri ve kitap bölümleriyle odyoloji alanında bilimsel gelişime yön veren isimlerden biridir.

İstanbul'daki Kliniğimizin Konumu