Dış kulak, kulağın dış ortamdan ses dalgalarını toplayarak orta kulağa iletilmesini sağlayan anatomik yapıdır. Kulak kepçesi (aurikula) ve dış kulak yolu (meatus akustikus externus) olmak üzere iki bölümden oluşur. İlk savunma hattıdır ve işitme sürecinde kritik rol oynar.
Kulak kepçesi, ses dalgalarını toplayıp dış kulak yoluna yönlendirir. Dış kulak yolu ise bu dalgaları kulak zarına iletir. Kanal içinde bulunan kulak kiri (serumen), yabancı maddeleri tutarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Aşırı temizlik, bu koruyucu yapıya zarar verebilir.
Dış kulak hastalıkları arasında en sık görüleni dış kulak yolu iltihabıdır (otitis externa). Genellikle yüzme, travma veya hijyen sorunlarına bağlı gelişir. Kulakta ağrı, kaşıntı, akıntı ve tıkanıklık hissi gibi belirtilerle kendini gösterir. Tedavisi damla ve hijyenle sağlanır.
Dış kulakta tümöral oluşumlar da nadir de olsa görülebilir. İyi huylu kitlelerin yanı sıra malign lezyonlar da olabilir. Uzun süreli kaşıntı, kabuklanma veya kanama gibi belirtiler varsa dermatolojik ve KBB değerlendirmesi önemlidir. Erken tanı tedavi başarısını artırır.
Dış Kulak Nedir?
Dış kulak, kulağın dış ortamdan gelen sesleri toplayarak orta kulağa ileten ilk bölümüdür. Kulak kepçesi (aurikula) ve dış kulak yolu olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Ses dalgalarını toplayıp yönlendirerek kulak zarına iletir. Ayrıca kulak kiri (serumen) üretimiyle kulak yolunu nemli ve korunaklı tutar. İşitme sürecinin başlangıç noktası olan bu yapı, aynı zamanda kulağın enfeksiyonlara karşı ilk savunma hattıdır.
Kulak kepçesi neden herkesin farklı bir şekle sahiptir ve bu şeklin işitmedeki rolü nedir?
Her insanın yüzü gibi kulak kepçesi de (tıbbi adıyla pinna veya aurikula) kendine özgüdür. Parmak izi gibi benzersiz olan bu yapı, estetik bir özellik olmasının çok ötesinde, işitme kalitemizi doğrudan etkileyen hayati fonksiyonlara sahiptir. Kulak kepçesini, sesleri en verimli şekilde toplamak için tasarlanmış doğal bir uydu çanağı veya ses hunisi gibi düşünebilirsiniz.
Temel iskeleti, ona hem esnekliğini hem de kalıcı formunu veren tek parça sarı elastik kıkırdaktan oluşur. Bu kıkırdağın üzeri, onu koruyan ve besleyen sıkı bir deri tabakasıyla kaplıdır. Kıkırdak içermeyen tek bölümü, hepimizin bildiği gibi, yumuşak bağ dokusu ve yağdan oluşan kulak memesidir (lobül).
Kulak kepçesinin o karmaşık ve girintili çıkıntılı yüzeyi, gelişigüzel oluşmuş bir yapı değildir. Her bir kıvrımın, sesin yönünü ve kaynağını belirlemede önemli bir rolü vardır. Özellikle sesin yukarıdan mı yoksa aşağıdan mı geldiğini anlamamız, bu benzersiz yapı sayesinde mümkün olur. Kepçenin kıvrımları, ses dalgalarının kulağımıza ulaşmadan önce frekanslarında minik değişiklikler yaratır. Beynimiz, bu ince “akustik imzaları” yorumlayarak sesin dikey eksendeki konumunu şaşırtıcı bir doğrulukla tespit eder. Ayrıca kulak kepçelerinin öne dönük olması, sesin önden mi yoksa arkadan mı geldiğini ayırt etmemize yardımcı olan doğal bir tasarımdır.
Kulak kepçesinin sesleri toplamaya ve yönlendirmeye yardımcı olan temel anatomik kısımları vardır:
- Heliks
- Antiheliks
- Skaphoid Fossa
- Konka
- Tragus
- Antitragus
- Lobül (Kulak Memesi)
Bu işlevlerinin yanı sıra kulak kepçesi sesin gücünü de bir miktar artırır. Özellikle konka adı verilen merkezdeki çukur, bir rezonatör gibi çalışarak insan konuşmasının en kritik frekans aralıklarından biri olan 4000-5000 Hz civarındaki sesleri yaklaşık 10-15 desibel kadar yükseltir. Bu fısıltıları veya konuşmalardaki sessiz harfleri daha net duymamızı sağlayan doğal bir amplifikatördür.
Kulak kanalı neden kıvrımlıdır ve yapısı nasıldır?
Kulak kepçesinin topladığı sesleri kulak zarına ulaştıran yola dış kulak kanalı (dış akustik meatus) denir. Bir yetişkinde yaklaşık 2.5 cm uzunluğunda olan bu kanal, dümdüz bir boru değil hafifçe “S” şeklinde bir kıvrıma sahiptir. Bu kıvrımlı yapı aslında son derece zekice bir doğal savunma mekanizmasıdır. Tıpkı bir kalenin girişinin, davetsiz misafirlerin doğrudan içeri girmesini engellemek için dolambaçlı yapılması gibi, kulak kanalının bu S şeklindeki kıvrımı da toz, kir, böcek gibi yabancı cisimlerin hassas kulak zarına kolayca ulaşmasını engeller.
Bu nedenle otoskopla kulak muayenesi yapılırken kulak kepçesini yukarı ve geriye doğru çekmesi gereklidir. Bu manevra, kıvrımlı kanalı geçici olarak düzleştirerek kulak zarının net bir şekilde görülmesini sağlar.
Kulak kanalının yapısı, klinik açıdan çok önemli olan iki farklı bölümden oluşur.
- Dış Kıkırdak Bölüm: Kanalın girişten itibaren ilk üçte birlik kısmını oluşturur ve kulak kepçesi kıkırdağının bir devamıdır. Buradaki deri daha kalındır ve içerisinde kıl kökleri, cildi nemli tutan yağ bezleri ve kulak salgısını (serümen) üreten özel bezler bulunur. Kulak temizleme çubuklarıyla ilgili sorunların çoğu bu bölgede başlar.
- İç Kemik Bölüm: Kanalın kulak zarına en yakın olan son üçte ikilik kısmıdır. Bu bölüm, kafatası kemiği (temporal kemik) içinde bir tünel gibidir. Burayı kaplayan deri son derece ince, hassas ve doğrudan alttaki kemik zarına yapışıktır. Bu bölümde kıl veya salgı bezi bulunmaz. Bu nedenle bu bölge, travmaya karşı çok savunmasızdır ve en ufak bir müdahalede bile kolayca kanayabilir veya zarar görebilir. Kulak çubuklarının en büyük tehlikesi, dışarıdaki salgıyı bu hassas ve kendini temizleyemeyen bölgeye itmesidir.
Dış kulak iltihabı (otitis eksterna) ve kulak kiri tıkanıklığı gibi problemlerin neredeyse tamamı, salgı bezlerinin ve kılların bulunduğu dış kıkırdak bölümde ortaya çıkar.
Kulak kiri (serümen) gerçekten bir kir midir ve temizlenmeli midir?
Toplumda “kulak kiri” olarak bilinen ve genellikle istenmeyen bir madde olarak görülen serümen, aslında kulak sağlığımız için hayati öneme sahip doğal bir salgıdır. Kesinlikle bir “kir” değildir; aksine, kulak kanalının kişisel koruma ve bakım ekibidir. Bu madde, yağ bezleri ve seruminöz bezlerin salgılarının, dökülen deri hücreleriyle karışımından oluşur ve kulaklarımız için birçok faydalı görevi vardır:
Kulak kirinin faydaları şunlardır:
- Nemlendirme: Kanal derisini nemli tutarak kurumasını, kaşınmasını ve çatlamasını önler.
- Temizlik: Toz, kir, polen gibi küçük partikülleri bir yapışkan gibi yakalayarak kulak zarına ulaşmalarını engeller.
- Koruma: Su itici (hidrofobik) özelliği sayesinde, duş veya yüzme sırasında suyun derine kaçmasını ve orada kalmasını zorlaştırır.
- Antibakteriyel ve Antifungal Etki: Hafif asidik yapısı (genellikle pH 6.0 civarında), bakteri ve mantarların üremesi için uygun olmayan bir ortam yaratır.
Belki de en şaşırtıcı özelliği, kulağın kendi kendini temizleme mekanizmasıdır. Kulak zannin merkezinden başlayarak yavaşça dışarı doğru ilerleyen bir deri göçü (epitelyal migrasyon) mevcuttur. Bu mekanizmayı, çok yavaş hareket eden bir taşıma bandı gibi düşünebilirsiniz. Bu bant, eski serümeni, yakaladığı tozu ve kiri yavaşça kulak kanalının dışına doğru taşır. Bu doğal süreç sonunda, kuruyan serümen küçük parçacıklar halinde fark edilmeden dökülür veya kulak kepçesinde birikir.
İşte bu noktada kulak temizleme çubukları devreye girdiğinde tüm sistem bozulur. Bu çubuklar, kulağın dışarı atmaya çalıştığı serümeni temizlemek yerine, onu daha derine, yani kendini temizleme yeteneği olmayan hassas kemik kanala doğru iter. Bu durum serümenin orada birikerek sertleşmesine ve buşon adı verilen kulak tıkaçlarının oluşmasına neden olur. Kısacası kulak kendi kendini mükemmel bir şekilde temizler; ona dışarıdan müdahale etmek genellikle yarardan çok zarar getirir.
Kulak zarı sesleri nasıl iletir ve sağlıklı olduğu nasıl anlaşılır?
Dış kulak kanalının sonunda, dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayıran hassas bir yapı olan kulak zarı (timpanik membran) yer alır. Bir davulun gergin derisine veya bir mikrofonun diyaframına benzetebileceğimiz bu zar, işitme sürecinde kritik bir rol oynar. Ana görevi, hava yoluyla gelen ses dalgalarının yarattığı akustik enerjiyi, mekanik titreşimlere dönüştürmektir.
Yaklaşık 1 cm çapında, oval, ince ve yarı saydam bir yapıya sahiptir. Tamamen dikey değil hafifçe eğimli durur. Bu eğim, ses dalgalarını daha verimli bir şekilde yakalamasına yardımcı olur. Üç farklı katmandan oluşur: Dışta, kulak kanalı derisinin devamı olan ince bir deri katmanı; ortada, zara gücünü ve gerginliğini veren, düzenli dizilmiş lifli (fibröz) bir katman; ve içte, orta kulak boşluğunu kaplayan mukoza zarının devamı olan bir mukoza katmanı.
Otoskopik muayene(kulak muayenesi) sırasında sağlıklı bir kulak zarı, genellikle inci grisi veya hafif pembemsi bir renkte, şeffaf ve sağlam görünür. Muayene sırasında odyoloğun veya doktorun baktığı en önemli işaretlerden biri, otoskopun ışığının zarın ön alt kadranında oluşturduğu üçgen şeklindeki parlak yansımadır. Buna “ışık üçgeni” (cone of light) denir. Bu yansımanın net ve parlak olması, genellikle kulak zarının sağlıklı, şeffaf ve doğru pozisyonda olduğunun bir göstergesidir.
Sağlıklı bir zarda görülen diğer önemli yapılar şunlardır:
- Pars Tensa: Zarın titreşen ana kısmı olan büyük ve gergin bölümüdür.
- Manubrium: Orta kulaktaki çekiç kemiğinin (malleus) sapının, zarın iç yüzeyine yapışık olan ve dışarıdan beyazımsı bir çizgi olarak görülen kısmıdır.
- Umbo: Çekiç kemiği sapının en alt ucunun zara temas ettiği ve zarın en içe çökük olduğu noktadır. Işık üçgeni buradan başlar.
- Pars Flaccida: Zarın üst kısmında yer alan daha küçük ve gevşek bir alandır. Orta lifli katmanı olmadığı için daha zayıftır.
Kulak zarı, ses dalgalarıyla titreştiğinde bu titreşimleri doğrudan orta kulaktaki kemikçik zincirine (çekiç, örs, üzengi) iletir ve böylece işitme yolculuğunun bir sonraki aşaması başlar.
Kulağımda bir sorun yokken neden kulak ağrısı çekiyorum?
Bu durum hastaların sıkça karşılaştığı ve kafa karıştırıcı olabilen bir olgudur. Kulağınızda şiddetli bir ağrı hissedersiniz, ancak doktorunuz muayene ettiğinde kulak kepçeniz, kanalınız ve zarınız tamamen normal görünür. Bu durumun tıptaki adı “yansıyan otalji” yani yansıyan kulak ağrısıdır.
Bunun nedeni, dış kulağın sinir sisteminin oldukça karmaşık olması ve komşu organlarla ortak sinir yollarını paylaşmasıdır. Vücudun bir bölgesindeki bir sorundan kaynaklanan ağrı sinyalleri, beyin tarafından sanki başka bir yerden, bu durumda kulaktan geliyormuş gibi algılanabilir. Adeta telefon hatlarının karışması gibi, ağrının kaynağı farklı, hissedildiği yer farklıdır.
Yansıyan kulak ağrısının olası kaynakları oldukça çeşitlidir.
- Çene Eklemi (TMJ) Sorunları: Diş sıkma (bruksizm), çene eklemi kireçlenmesi veya disk kayması gibi durumlar en yaygın nedenlerdendir.
- Diş Problemleri: Özellikle arka azı dişlerindeki çürükler, apseler veya gömülü yirmilik dişler kulağa vuran ağrı yapabilir.
- Bademcik ve Boğaz Enfeksiyonları: Tonsilit (bademcik iltihabı) veya farenjit gibi boğaz enfeksiyonları sıkça kulak ağrısına neden olur.
- Gırtlak ve Yutak Rahatsızlıkları: Daha ciddi durumlarda, gırtlak veya yutak bölgesindeki bir lezyon veya tümör de ilk belirtisini yansıyan kulak ağrısıyla verebilir.
- Boyun Problemleri: Boyun omurlarındaki bir sorun veya kas spazmı bile kulağa ağrı olarak yansıyabilir.
Bu nedenle kulak muayenesi normal çıkan ancak geçmeyen kulak ağrısı şikayeti olan bir kişinin, altta yatan asıl nedenin araştırılması için mutlaka bir KBB hekimine veya diş hekimine başvurulması kritik öneme sahiptir. Ayrıca muayene veya kulak temizliği sırasında bazı kişilerde inatçı bir öksürük refleksi tetiklenebilir. Bu da yine kulağın, boğaz ve gırtlakla ortak sinirleri paylaşmasının bir sonucudur ve tamamen normal bir durumdur.
Bir odyolog dış kulak sorunlarını anlamak için hangi testleri kullanır?
Dış kulakla ilgili bir sorunun teşhisi, basit bir görsel (Otoskopik ve Video Otoskopik Muayene)muayeneden, orta kulağın mekanik fonksiyonlarını ölçen objektif testlere kadar uzanan bir dizi değerlendirmeyi içerir.
Her şeyin başlangıcı, otoskop adı verilen, ucunda ışık ve büyüteç bulunan bir aletle yapılan görsel muayenedir. Bu muayene, kulak kanalının ve zarının durumu hakkında anında bilgi verir. Günümüzde bu işlem sıklıkla, görüntüyü bir ekrana yansıtan video otoskoplar ile yapılır. Bu teknolojinin en büyük avantajı, sizin de ekranda kendi kulağınızın içini görebilmenizdir. Bu sayede kulak burun boğaz hekiminiz, size anlattığı bir sorunu (örneğin buşon tıkanıklığı veya iltihap) kendi gözlerinizle görmenizi sağlayabilir. Böylece durumu anlamanızı ve tedaviye olan güveninizi artırır. Ülkemizde bu muayene odyologlar tarafından değil KBB hekimleri tarafından yapılmaktadır. Odyologlar sadece gerekli durumlarda (kalorik test gibi testler veya kulak kalıbı almak gibi işlemlerde) otoskopik muayene yaparlar.
Doğuştan gelen dış kulak problemleri (anomaliler) nelerdir ve işitmeyi nasıl etkiler?
Bazen bebekler, dış kulak yapılarında çeşitli gelişimsel farklılıklarla dünyaya gelebilirler. Bu durumlar hafif kozmetik sorunlardan, işitmeyi ciddi şekilde etkileyen karmaşık anomalilere kadar geniş bir yelpazede olabilir.
Bu anomalilerden bazıları şunlardır:
- Mikrotia: “Küçük kulak” anlamına gelir ve kulak kepçesinin normalden küçük veya eksik gelişmiş olmasıdır. Çeşitli dereceleri vardır:
- Anotia: Kulak kepçesinin doğuştan hiç olmaması durumudur.
- Aural Atrezi: Dış kulak kanalının doğuştan kapalı olması veya hiç oluşmamasıdır. Genellikle mikrotia ile birlikte görülür.
- Kanal Stenozu: Kulak kanalının doğuştan dar olmasıdır. Bu durum kişinin hayat boyu kulak kiri tıkanıklığı ve enfeksiyonlara daha yatkın olmasına neden olabilir.
Bu durumların en önemli sonucu, özellikle aural atrezide, sesin kulak zarına ulaşamaması nedeniyle ortaya çıkan maksimum düzeyde iletim tipi işitme kaybıdır. Bu çocuğun konuşma ve dil gelişimini olumsuz etkileyebilecek ciddi bir durumdur. Ancak bu çocukların iç kulakları ve işitme sinirleri genellikle sağlıklıdır. Yine de mutlaka çocuğun işitmesinin iyileştirilmesi şarttır.
Bu gibi durumlarda, klasik işitme cihazları kullanılamaz çünkü takılacak bir kulak kanalı yoktur. Çözüm, sesi kafatası kemiği yoluyla doğrudan sağlıklı iç kulağa ileten kemik iletimli işitme sistemleridir. Bu cihazlar, bebeklerde ve küçük çocuklarda cerrahiye gerek kalmadan, “softband” adı verilen elastik bir bant üzerine takılarak kullanılır. Erken yaşta bu cihazlarla sağlanan işitme, çocuğun çevresindeki sesleri duymasını ve dil becerilerini yaşıtlarıyla birlikte geliştirmesini sağlar.
Kulak kanalını buşon dışında neler tıkayabilir?
Kulak kanalında tıkanıklığa neden olan en yaygın durum buşon olsa da bazen farklı yapılar da kanalı daraltabilir veya tıkayabilir. Bunlar genellikle iyi huylu kemik büyümeleridir.
- Osteom
Osteomlar, ekzostozlardan farklı olarak genellikle tek, saplı ve tek taraflı olan gerçek iyi huylu kemik tümörleridir. Daha nadir görülürler.
Her iki durum da genellikle yavaş büyür ve sadece semptomlara (tıkanıklık, tekrarlayan enfeksiyon, işitme kaybı) neden olduklarında cerrahi olarak çıkarılmaları (kanalplasti) gündeme gelir.
- Yabancı Cisimler
Özellikle çocuklarda kulak kanalına küçük oyuncak parçaları, boncuklar, kağıt veya yiyecek parçaları gibi nesnelerin sokulması sık karşılaşılan bir durumdur. Yetişkinlerde ise bazen pamuklu çubuğun ucu kopup içeride kalabilir. Bu cisimler otoskopla kolayca görülür. Cismin çıkarılması, özellikle derinde veya hassas bir noktadaysa, kanal veya zarın zarar görmemesi için genellikle bir KBB uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Kulağa alınan darbeler neden tehlikelidir ve hangi durumlarda acil müdahale gerekir?
Kulak kepçesinin vücudumuzdaki korunaklı olmayan konumu, onu travmalara karşı oldukça savunmasız hale getirir. Kulağa alınan basit bir darbe bile bazen ciddi ve kalıcı sonuçlar doğurabilir. Bu durumlardan en acil olanı aurikula hematomu’dur.
- Aurikula Hematomu (“Karnabahar Kulak”)
Bu durum özellikle güreş, boks gibi temas sporlarında görülen bir otolojik acildir. Kulağa alınan sert, sürtünmeli bir darbe, kıkırdak ile onu besleyen ve saran zar (perikondriyum) arasındaki küçük kan damarlarının yırtılmasına neden olur. Bunun sonucunda, kıkırdak ile zarı arasına kan birikir ve kulak kepçesinde gergin, ağrılı, mor-kırmızı bir şişlik oluşur.
Bu bir acil durumdur çünkü biriken kan, kıkırdağın beslenmesini engeller. Eğer bu kan birikintisi 24-48 saat içinde bir hekim tarafından acilen boşaltılmazsa, kıkırdak dokusu beslenemediği için ölür (nekroz). Vücut daha sonra bu hasarlı bölgeyi düzensiz bir lifli kıkırdak dokusuyla onarmaya çalışır. Bu süreç kulak kepçesinin kalıcı olarak şeklinin bozulmasına ve hepimizin bildiği “karnabahar kulak” deformitesinin oluşmasına yol açar. Bir odyolog veya herhangi bir sağlık profesyoneli bu durumu tespit ettiğinde, hastayı kalıcı hasarı önlemek için derhal bir KBB uzmanına yönlendirmelidir.
Diğer travmatik yaralanmalar arasında kulak kepçesindeki kesikler (laserasyonlar) veya kopmalar yer alır. Bu tür yaralanmalarda da enfeksiyonu (perikondrit) ve kıkırdak ölümünü önlemek için tüm açık kıkırdakların deriyle düzgün bir şekilde kapatılması kritik öneme sahiptir ve mutlaka tıbbi müdahale gerektirir.
Sıkça Sorulan Sorular
Dış kulak iltihabı neden oluşur ve kimlerde daha sık görülür?
Dış kulak iltihabı genellikle bakteri veya mantar enfeksiyonları sonucu oluşur. Sık yüzme, kulak çubuğu kullanımı, nemli ortamlar ve egzama gibi cilt problemleri riski artırır.
Dış kulakta kaşıntı ve ağrı neden olur?
Kulak kanalındaki tahriş veya enfeksiyon dış kulakta kaşıntı ve ağrıya yol açar. Sabun, kulak temizleme çubukları veya alerjik reaksiyonlar da bu belirtileri tetikleyebilir.
Dış kulak iltihabı tedavi edilmezse ne gibi komplikasyonlar gelişir?
Tedavi edilmeyen dış kulak iltihabı, enfeksiyonun orta kulağa yayılmasına, işitme kaybına veya kronik ağrıya neden olabilir. Nadir durumlarda kıkırdak dokusunda kalıcı hasar gelişebilir.
Dış kulak iltihabı nasıl önlenir?
Kulak içine yabancı cisim sokmamak, yüzmeden sonra kulakları kurutmak ve kulak sağlığını koruyan damlalar kullanmak dış kulak iltihabını önlemeye yardımcı olur. Hijyen alışkanlıkları çok önemlidir.
Dış kulak iltihabında antibiyotik tedavisi ne zaman gereklidir?
Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyon belirgin olduğunda veya şiddetli ağrı, şişlik ve akıntı geliştiğinde kullanılır. Hafif olgularda genellikle topikal damlalar yeterlidir.
Dış kulak iltihabı yaz aylarında neden artar?
Yaz aylarında yüzme, deniz ve havuz suyu teması kulak kanalında nemlenmeye neden olur. Bu durum bakterilerin çoğalması için uygun ortam yaratarak enfeksiyon riskini artırır.
Dış kulak iltihabı bebeklerde ve çocuklarda nasıl seyir gösterir?
Çocuklarda kulak kanalı daha dar olduğu için enfeksiyonlar kolay gelişir. Ağlama, huzursuzluk ve kulağa dokunmaktan kaçınma gibi belirtilerle fark edilir, erken tedavi önemlidir.
Dış kulak iltihabında evde bakım nasıl yapılmalıdır?
Kulak kuru tutulmalı, su teması önlenmeli ve doktorun önerdiği damlalar düzenli kullanılmalıdır. Ağrı hafifletmek için sıcak kompres uygulanabilir, ancak kulak içine müdahale edilmemelidir.
Dış kulak iltihabı sonrası işitme kaybı kalıcı mıdır?
Genellikle geçicidir ve iltihap iyileştikçe işitme normale döner. Ancak tekrarlayan veya ağır enfeksiyonlarda kulak kanalında kalıcı hasar oluşabilir, bu da işitme kalitesini etkileyebilir.
Dış kulak iltihabı ile orta kulak iltihabı arasındaki fark nedir?
Dış kulak iltihabı kulak kanalını, orta kulak iltihabı ise kulak zarının arkasındaki bölgeyi etkiler. Dış kulakta kaşıntı ve akıntı, orta kulakta ise basınç ve dolgunluk hissi ön plandadır.

1982 yılında Çanakkale’de doğan Odyolog Emel Uğur, işitme ve denge sağlığı alanındaki akademik ve klinik çalışmalarıyla Türkiye’de öne çıkan uzmanlardan biridir. Meslek hayatına İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlamış, burada 15 yıl boyunca pediatrik odyoloji, otolojik hastalıklar ve vestibüler sistem bozuklukları üzerine yoğunlaşmıştır. 2015 yılından bu yana Acıbadem Sağlık Grubu bünyesinde görev yapmakta, çalışmalarını Acıbadem Altunizade Hastanesi ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi çatısı altında sürdürmektedir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Odyoloji Doktora Programı mezunu olan Odyolog Uğur, tezinde EEG ve sanal gerçeklik teknolojilerini kullanarak hareket hastalığının beyin haritalandırmasını incelemiştir. Akademik olarak Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Odyometri Programı Başkanı ve öğretim üyesi olarak görev yapmakta, odyoloji eğitimine ve bilimsel üretime önemli katkılar sunmaktadır.
Klinik ve bilimsel ilgi alanları arasında vestibüler rehabilitasyon, sanal gerçeklik tabanlı denge terapileri, pediatrik odyoloji, işitme kayıpları ve yaşlı bireylerde bilişsel-vestibüler işlevler yer almaktadır. Auris Nasus Larynx, Frontiers ve Journal of Audiology and Otology gibi uluslararası dergilerde yayımlanan makaleleri ve kitap bölümleriyle odyoloji alanında bilimsel gelişime yön veren isimlerden biridir.

İstanbul'daki Kliniğimizin Konumu