Stres ve kaygı, vertigo ataklarını doğrudan tetikleyebilen önemli psikolojik faktörlerdir. Özellikle iç kulak denge sistemini etkileyen Meniere hastalığı gibi durumlarda, stres düzeyinin artması baş dönmesi ataklarını sıklaştırabilir ve semptomları şiddetlendirebilir.
Anksiyete bozuklukları ile vertigo arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Kaygı düzeyi yükseldikçe vestibüler sistem etkilenebilir ve bu da baş dönmesi ile denge bozukluklarına yol açabilir. Aynı zamanda sık tekrarlayan vertigo atakları da kişide sürekli bir kaygı hali yaratabilir.
Psikolojik stresin vücut üzerindeki fizyolojik etkileri, kan basıncında değişiklikler ve kas gerginliği gibi mekanizmalarla vertigo semptomlarını kötüleştirebilir. Özellikle boyun kaslarında gerginlik, denge hissinin bozulmasına neden olabilir.
Stres yönetimi teknikleri vertigo kontrolünde destekleyici rol oynar. Nefes egzersizleri, düzenli uyku, meditasyon ve gerekirse psikolojik destek ile stresin azaltılması, hem vertigo sıklığını hem de şiddetini azaltmada etkili olabilir.
Stres Vücutta Hangi Fizyolojik Değişimlerle Dengeyi Bozar?
Stres yalnızca psikolojik bir durum değil, biyolojik bir alarm mekanizmasıdır. Vücut tehdit algıladığında hayatta kalmaya yönelik savunma sistemlerini devreye sokar. Bu süreçte böbreküstü bezlerinden salgılanan kortizol ve adrenalin hormonları dolaşıma girer. Amaç kaslara enerji sağlamak ve hızlı tepki vermektir.
Bu sırada vücut, hayati organları korumak için periferik ve hassas damarları daraltır. İç kulak, çok ince kılcal damarlarla beslenen son derece hassas bir organdır. Stres nedeniyle bu damarların daralması, iç kulağa giden kan akışını azaltabilir. Yetersiz oksijenlenen denge hücreleri görevini optimal şekilde yerine getiremez ve beyne hatalı sinyaller göndermeye başlar.
Stresin bir diğer önemli etkisi kas sisteminde görülür. Özellikle boyun ve omuz kaslarında artan gerginlik, propriyoseptif geri bildirimi bozar. Beyin dengeyi sağlarken yalnızca iç kulaktan değil, boyun kaslarından gelen pozisyon bilgilerini de kullanır. Kaslardaki gerginlik bu bilgilerin hatalı iletilmesine neden olur. İç kulaktan gelen “hareket yok” sinyali ile boyundan gelen “hareket var” mesajı arasında oluşan bu duyusal çatışma, sersemlik ve dengesizlik hissini tetikler.
Stresi tetikleyen yaygın faktörler şunlardır:
- Yoğun iş temposu
- Gelecek kaygısı
- Travmatik yaşam olayları
- Kronik uykusuzluk
- Mükemmeliyetçi kişilik yapısı
Psikojenik (Fonksiyonel) Vertigo Nasıl Hissedilir?
Organik bir patoloji saptanmamasına rağmen hastanın yaşadığı baş dönmesi tablosu, güncel terminolojiyle Fonksiyonel Baş Dönmesi olarak adlandırılır. Bu durum, hastalığın “gerçek olmadığı” anlamına gelmez. Aksine, semptomlar tamamen gerçektir ve yaşam kalitesini ciddi biçimde etkiler. Sorun, yapısal bir hasardan ziyade sinir sisteminin denge verilerini işleme biçimindeki bozulmadır.
Bu tip baş dönmeleri genellikle:
- Gün boyu sürer
- “Dönme” hissinden ziyade sallanma veya yüzme hissi şeklinde tarif edilir
- Görsel karmaşayla artar
En sık bildirilen şikâyetler:
- Sallanma hissi
- Boşlukta olma
- Sersemlik
- Ağırlık veya bedenine yabancılaşma hissi
Kalabalık ortamlar, süpermarket rafları, bilgisayar ekranları veya hızlı görsel uyaranlar semptomları belirginleştirebilir.
Kaygı ve Baş Dönmesi Arasındaki Kısır Döngü
Baş dönmesi ile kaygı arasında karşılıklı beslenen bir ilişki vardır. İlk yaşanan denge kaybı korkuyu tetikler; korku ise beynin denge merkezini sürekli alarmda tutar. Normalde filtrelenen fizyolojik sinyaller bu durumda aşırı fark edilir hale gelir. Kişi en ufak bedensel hareketi dengesizlik olarak algılamaya başlar.
Bu süreçte geliştirilen kaçınma davranışları (baş hareketlerinden kaçınmak, yere bakarak yürümek, duvara tutunmak) iyileşmeyi geciktirir. Denge sistemi hareketle adapte olan bir yapıdır; hareketten kaçındıkça sistem daha da hassaslaşır. Böylece baş dönmesi kronikleşir.
Kalıcı Postüral-Algısal Baş Dönmesi (PPPD)
PPPD, akut bir vertigo atağı, panik atak veya bayılma sonrası başlayan ve üç aydan uzun süren fonksiyonel bir denge bozukluğudur. Kulakta aktif bir hastalık bulunmaz; ancak beyin, geliştirdiği aşırı temkinli denge stratejisini sürdürüyor olur.
Bu hastalarda şikâyetler:
- Gün ilerledikçe artar
- Ayakta ve hareket halinde belirgindir
- Görsel karmaşayla tetiklenir
Sıklıkla tetikleyen ortamlar:
- Kalabalık caddeler
- AVM’ler
- Trafik
- Desenli zeminler
Tanısal Testlerin Rolü
VNG (Kalorik test dahil), vHIT ve VEMP gibi ileri denge testleri ile iç kulak ve denge siniri fonksiyonları objektif olarak değerlendirilir. Test sonuçlarının normal olması, sorunun merkezi veya fonksiyonel kökenli olduğunu düşündürür ve bu durum aslında hastaya güven verir. Bu güven, tedavinin ilk basamağıdır.
Vestibüler Rehabilitasyon ile İyileşme Mümkün mü?
Evet. Fonksiyonel ve stres kaynaklı vertigoda en etkili tedavi yöntemi kişiye özel vestibüler rehabilitasyondur. Amaç beynin yanlış öğrendiği denge yanıtlarını yeniden yapılandırmaktır.
Temel stratejiler:
- Adaptasyon
- Habitüasyon
- Substitüsyon
VR (Sanal Gerçeklik) destekli uygulamalar özellikle PPPD hastalarında son derece etkilidir.
Tedavi Süreci ve Yaşam Tarzı
Tedavi multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmelidir. Vestibüler rehabilitasyon; gerektiğinde ilaç tedavisi ve psikoterapi ile desteklenir. Ancak kalıcı iyileşmenin temeli yaşam tarzı düzenlemeleridir:
- Kaliteli uyku
- Tuz ve kafein kontrolü
- Yeterli su tüketimi
- Düzenli hareket
- Stres yönetimi
Stresi azaltan her yaklaşım, denge sisteminin daha sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.

1982 yılında Çanakkale’de doğan Odyolog Emel Uğur, işitme ve denge sağlığı alanındaki akademik ve klinik çalışmalarıyla Türkiye’de öne çıkan uzmanlardan biridir. Meslek hayatına İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlamış, burada 15 yıl boyunca pediatrik odyoloji, otolojik hastalıklar ve vestibüler sistem bozuklukları üzerine yoğunlaşmıştır. 2015 yılından bu yana Acıbadem Sağlık Grubu bünyesinde görev yapmakta, çalışmalarını Acıbadem Altunizade Hastanesi ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi çatısı altında sürdürmektedir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Odyoloji Doktora Programı mezunu olan Odyolog Uğur, tezinde EEG ve sanal gerçeklik teknolojilerini kullanarak hareket hastalığının beyin haritalandırmasını incelemiştir. Akademik olarak Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Odyometri Programı Başkanı ve öğretim üyesi olarak görev yapmakta, odyoloji eğitimine ve bilimsel üretime önemli katkılar sunmaktadır.
Klinik ve bilimsel ilgi alanları arasında vestibüler rehabilitasyon, sanal gerçeklik tabanlı denge terapileri, pediatrik odyoloji, işitme kayıpları ve yaşlı bireylerde bilişsel-vestibüler işlevler yer almaktadır. Auris Nasus Larynx, Frontiers ve Journal of Audiology and Otology gibi uluslararası dergilerde yayımlanan makaleleri ve kitap bölümleriyle odyoloji alanında bilimsel gelişime yön veren isimlerden biridir.

İstanbul'daki Kliniğimizin Konumu