Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı, kulağın anatomik yapısındaki enfeksiyon, tümör veya fiziksel hasarları ilaçla ve ameliyatla tedavi eden tıp doktorudur; odyolog ise işitme ve denge sisteminin ne kadar iyi çalıştığını test eden, kalıcı işitme kayıplarını veya baş dönmesi şikayetlerini teknolojik cihazlar ve rehabilitasyonla yöneten sağlık profesyonelidir. Bir taraf organın yapısal bütünlüğünü onarmaya odaklanırken, diğer taraf o organın duyma ve denge sağlama fonksiyonunu en üst düzeye çıkarmayı hedefler. İşitme sağlığı aslında bu iki alanın ayrılmaz bir bütünüdür. Yaşadığınız sorunda tıbbi bir iyileşmeye mi yoksa işlevsel bir dinleme yetisine mi ihtiyacınız olduğu, hangi uzmandan destek almanız gerektiğini belirler.
KBB Uzmanı Nedir ve Hangi Hastalıklara Bakar?
Kulak Burun Boğaz uzmanı, uzun ve zorlu bir tıp fakültesi eğitiminin ardından bu alanda cerrahi ihtisas yapmış olan kişidir. Bu hekimlerin temel amacı, baş ve boyun bölgesindeki organların fiziksel ve anatomik sağlığını korumak, bozulmuş olan yapıları ilaçla veya ameliyatla tedavi etmektir. Bir hastanın kulağında şiddetli bir ağrı başladığında, kulak zarında bir delinme meydana geldiğinde, orta kulakta iltihaplanma oluştuğunda veya geniz eti büyümesi gibi solunumu ciddi anlamda tıkayan anatomik bir problem olduğunda başvurulması gereken yer burasıdır.
KBB hekimi, insan vücudunun o bölgesindeki enfeksiyonları kurutmak, tümörleri temizlemek veya travmaya bağlı yapısal hasarları onarmakla yükümlüdür. İşin içine doku, kan, neşter, antibiyotikler veya cerrahi mikroskoplar girdiğinde sürecin tek yöneticisi KBB uzmanıdır. Hastalıkların teşhisinde endoskopik kameralar kullanarak burun içini, boğazı ve kulak zarını detaylıca incelerler. Ancak kulağın anatomik olarak iyileşmiş olması, her zaman o kulağın eskisi gibi mükemmel duyacağı veya denge sisteminin kusursuz çalışacağı anlamına gelmez. İltihap kurutulduktan veya zar tamir edildikten sonra geriye kalıcı bir işitme hasarı veya fonksiyon kaybı kalmışsa, KBB uzmanının cerrahi veya medikal olarak yapabileceği şeyler sınırlanır. İşte tam bu noktada hastanın yaşam kalitesini artırmak ve o organın işlevini geri kazandırmak için farklı bir disiplinin devreye girmesi zorunlu hale gelir.
Odyolog Kimdir ve İşitme Sağlığındaki Rolü Nedir?
Odyolog, işitme ve denge sistemlerinin anatomik hastalıklarıyla değil doğrudan bu sistemlerin çalışma kapasitesiyle, yani fonksiyonlarıyla ilgilenen bağımsız bir sağlık profesyonelidir. Üniversitelerin dört yıllık odyoloji lisans programlarından mezun olan bu uzmanlar, kulağın sesi nasıl yakaladığını, bu sesin sinirler aracılığıyla beyne nasıl iletildiğini ve beynin bu sinyalleri nasıl anlamlandırdığını incelerler. KBB uzmanı kulağın yapısını düzeltirken, odyolog kulağın yazılımını ve işleyişini ele alır. Eğer bir kişi sesleri duyuyor ancak kelimeleri ayırt edemiyorsa, kalabalık ortamlarda konuşmaları kaçırıyorsa veya sürekli bir kulak çınlaması yaşıyorsa, odyolog bu sorunun işitme yollarının neresinden kaynaklandığını tespit eder. Odyologların kullandığı araçlar neşter veya ilaç değil; akustik fizik prensipleriyle çalışan son teknoloji ürünü test cihazları, yazılımlar ve rehabilitasyon teknikleridir. KBB uzmanının ameliyatla düzeltemediği kalıcı işitme kayıplarında, hastayı tekrar sosyal hayata bağlayacak olan işitme cihazı uygulamalarını veya denge sorunlarını çözecek fiziksel manevraları odyolog planlar ve yürütür. Bu süreç sadece bir cihazın kulağa takılması işlemi değil hastanın psikolojisini, sosyal yaşamını ve bilişsel kapasitesini dikkate alan kapsamlı bir danışmanlık ve adaptasyon sürecidir. Odyologlar, hastaların iletişim becerilerini maksimum seviyeye çıkarmak için sistemli bir şekilde çalışırlar.
Odyolog Tarafından Uygulanan İşitme Testleri Nelerdir?
İşitme kaybının derecesini ve tipini belirlemek için kliniklerde son derece gelişmiş odyolojik değerlendirme yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemler sayesinde sorunun kulak zarında mı, orta kulak kemikçiklerinde mi yoksa iç kulaktaki sinir hücrelerinde mi olduğu kesin olarak saptanır. Hastanın yaşına, şikayetlerine ve kooperasyon durumuna göre farklı test bataryaları seçilir.
Kliniklerde en sık başvurulan test yöntemleri şunlardır:
- Saf ses odyometrisi
- Konuşma odyometrisi
- Timpanometri
- Akustik refleks testi
- Otoakustik emisyon ölçümü
- İşitsel beyinsapı cevabı
Bu testlerden saf ses odyometrisi, sessiz bir kabin içinde hastanın duyabildiği en düşük ses seviyelerini belirlemek amacıyla yapılır. Konuşma odyometrisi ise kişinin duyduğu kelimeleri ne oranda doğru anladığını ölçer; çünkü duymak ve anlamak beyinde farklı süreçlerdir. Timpanometri, kulak zarının hareketliliğini ve orta kulaktaki basıncı fiziksel olarak ölçerek burada bir sıvı birikimi olup olmadığını gösterir. Otoakustik emisyon ölçümü özellikle iç kulaktaki tüylü hücrelerin sağlığını kontrol eden, hastanın katılımına ihtiyaç duymayan objektif bir yöntemdir ve bebeklerde çok sık kullanılır. İşitsel beyinsapı cevabı ise sesin kulaktan girip beyne kadar izlediği elektriksel yolu elektrotlar yardımıyla kaydeden, son derece ileri düzey bir nörolojik işitme testidir. Bütün bu testlerin sonuçları bir araya getirilerek hastaya özel bir işitme profili detaylıca çıkarılır.
İşitme Cihazı Uygulamasında Odyolog Hangi Adımları İzler?
Bir KBB hekimi hastanın işitme kaybının ilaçla veya ameliyatla düzelemeyeceğine karar verip işitme cihazı önerdiğinde, tedavi sürecinin bayrağını odyolog devralır. İşitme cihazı, dışarıdan alındığı gibi kulağa takılıp kullanılabilen basit bir ses yükseltici değildir. Tamamen kişiye özel olarak seçilmesi, ayarlanması ve beynin bu yeni sese alışması için zamana yayılan bir programlama gerektiren gelişmiş bir mini bilgisayardır.
İşitme cihazı uygulamasında izlenen temel aşamalar aşağıdaki gibidir:
- Odyolojik bulguların analizi
- İhtiyaca uygun cihaz seçimi
- Kulak izinin alınması
- Akustik özelliklerin belirlenmesi
- Cihazın bilgisayarda programlanması
- Gerçek kulak ölçümünün yapılması
- Cihaz bakımı ve kullanım eğitimi
Bu aşamalarda cihazın seçimi hastanın sosyal yaşantısına, motor becerisine ve estetik beklentilerine göre yapılır. Cihaz bilgisayara bağlanarak, kişinin sadece duyamadığı frekanslardaki sesleri yükseltecek şekilde ince ayarlar yapılır. Bu ayarların doğruluğu, kulağın içine yerleştirilen incecik bir mikrofon yardımıyla yapılan gerçek kulak ölçümü ile teyit edilir. Bu ölçüm yapılmadan cihazın hastaya ne kadar fayda sağladığını bilmek tamamen imkansızdır. Sonrasında ise hastaya cihazı nasıl takıp çıkaracağı, pillerini nasıl değiştireceği ve nemden nasıl koruyacağı detaylıca anlatılarak bir adaptasyon süreci başlatılır. Odyolog, aylar boyunca hastayı takip ederek beynin sese alışma durumuna göre cihaz ayarlarını aralıklarla güncellemeye devam eder.
Baş Dönmesi ve Denge Sorunlarında Odyolog Ne Yapar?
Halk arasında genellikle vertigo olarak bilinen baş dönmesi ve denge kayıpları, insanların günlük yaşamını tamamen felç edebilen, yataktan kalkmalarını bile engelleyebilen son derece rahatsız edici durumlardır. Bu şikayetlerle hekime başvuran hastalarda, nörolojik ve sistemik diğer hastalıklar elendikten sonra sorunun iç kulaktaki denge organlarından kaynaklandığı düşünülürse, detaylı analiz için odyolojik vestibüler testlere başvurulur.
Denge sisteminin değerlendirilmesinde ve tedavisinde kullanılan yaklaşımlar şunlardır:
- Videonistagmografi
- Kalorik test uygulaması
- Pozisyonel testler
- Ototlit organlara spesifik testler
- Video Head impulse testleri
- Posturografik incelemeler
Bu tanısal incelemelerin ardından uygun tedavi protokolü belirlenir. Bunlar arasında en sık
- Kanalit repozisyon manevraları
- Vestibüler rehabilitasyon egzersizleri yer almaktadır.
Tanısal incelemelerde gözlük, elektrot, kulaklık gibi farklı biyo-kayıt araçları vardır. Örneğin Videonistagmografi adı verilen işlemde, hastanın gözlerine karanlık ortam sağlayan özel kameralı bir gözlük takılır ve göz bebeklerinin istemsiz hareketleri bilgisayar ekranında izlenir. Gözler ve iç kulak birbiriyle doğrudan bağlantılı çalıştığı için, göz hareketlerindeki sapmalar iç kulaktaki denge kanallarının neresinde hasar olduğunu açıkça gösterir. Pozisyonel testlerde iç kulaktaki kalsiyum karbonat kristallerinin yerinden koparak yanlış kanallara kaçması durumu tespit edilirse, odyolog, hastanın başını belirli açılarla çevirerek özel fiziksel manevralar uygular. Eğer sorun kristallerde değil de denge sinirinin zayıflaması ise, doğru hasar tespit yapmak için yöntemlere ihtiyaç duyabilir.
Detaylı bir değerlendirme sonucunda hastaya özel rehabilitasyon programı oluşturulur. Bu protokoller; beynin dengesizliği tolere etmesini sağlayacak özel göz, baş ve vücut hareketlerini içeren uzun soluklu bir egzersiz programı olup, kişiye özel olarak planlanır.
Biyonik Kulak Ameliyatlarında KBB Uzmanı ve Odyolog Nasıl Birlikte Çalışır?
Standart işitme cihazlarının hiçbir fayda sağlamadığı, iç kulaktaki işitme hücrelerinin tamamen veya büyük ölçüde tahrip olduğu ileri dereceli kayıplarda koklear implant, yani biyonik kulak teknolojisi devreye girer. Bu teknoloji, hasarlı olan kulak salyangozunu tamamen bypass ederek, dışarıdan gelen sesleri elektrik sinyallerine çevirip doğrudan işitme sinirine aktaran mucizevi bir sistemdir.
Bu süreç KBB hekimi ile odyoloğun omuz omuza çalıştığı en güzel multidisipliner tıp örneklerinden biridir. Operasyon kararı alınmadan önce hastanın tüm odyolojik ve elektrofizyolojik değerlendirmeleri odyolog tarafından yapılarak kişinin bu ameliyattan fayda görüp görmeyeceği kesin olarak belirlenir. Ameliyat günü geldiğinde KBB cerrahı, kafatasının içine cihazın alıcı parçasını yerleştirip incecik elektrotları iç kulağa dikkatlice gönderir. Tam bu esnada ameliyathanede bulunan odyolog, yerleştirilen elektrotların çalışıp çalışmadığını ve işitme sinirinin bu elektriksel uyarılara cevap verip vermediğini özel yazılımlarla test ederek cerraha anlık onay verir. Ameliyat yaraları iyileştikten haftalar sonra dış parça takıldığında, cihazın ilk kez açılması ve elektrotların hastanın duyabileceği eşiklere göre tek tek programlanması yine odyoloğun asli görevidir. Cihaz açıldıktan sonra hastanın o elektronik sesleri anlamlı kelimelere dönüştürebilmesi için aylar süren yoğun bir işitsel eğitim süreci büyük bir titizlikle başlatılır.
Bebeklerde ve Çocuklarda Odyolog Neden Hayati Bir Öneme Sahiptir?
Erişkin bir birey işitme kaybı yaşadığında sadece etrafındaki sesleri duymakta zorlanır; ancak yeni doğmuş bir bebek işitme kaybıyla dünyaya geldiğinde, bu durum onun tüm zihinsel gelişimini, konuşmayı öğrenmesini ve sosyal iletişim kurmasını bütünüyle engeller. Bebekler konuşmayı duyarak ve taklit ederek öğrenirler. Hayatın ilk yıllarında beyindeki işitme merkezlerine yeterli ses uyarısı gitmezse, beyin bu bölgeleri farklı işlevler için kullanmaya başlar ve işitme yetisi kalıcı olarak ciddi oranda körelir. Bu nedenle pediatrik odyoloji, sadece bir duyuyu düzeltmek değil bir çocuğun tüm geleceğini kurtarmak anlamına gelir. Doğum hastanelerinde yapılan yenidoğan işitme taramaları bu hayati sürecin ilk ve en önemli adımıdır. Eğer tarama testlerinden geçemeyen bir bebek varsa, odyologlar bebeği doğal uykusuna daldırarak kafasına yapıştırdıkları sensörlerle beynin sese verdiği tepkileri ölçerler. Bu sayede bebek henüz birkaç aylıkken işitme kaybı kesin olarak teşhis edilebilir ve hemen minik kulaklarına uygun işitme cihazları takılarak beyne ses gitmesi kesintisiz olarak sağlanır. Biraz daha büyüyen çocuklarda ise kulaklıklar takılarak ses geldiğinde ışıklı oyuncaklara bakması veya elindeki küpleri kutuya atması gibi tamamen oyunlaştırılmış odyometri teknikleri yaygın olarak kullanılır.
Yaşlılığa Bağlı İşitme Kayıplarında Odyolog Nasıl Bir Yol İzler?
İlerleyen yaşla birlikte vücuttaki birçok hücre gibi iç kulaktaki işitme hücreleri ve işitme sinirleri de yorulmaya, mevcut fonksiyonlarını yitirmeye başlar. Presbiakuzi adı verilen yaşlılığa bağlı işitme kaybı, genellikle yavaş ve sinsi ilerleyen oldukça yaygın bir süreçtir. Yaşlı bireyler ilk başlarda saatin tıklamasını veya kuşların sesini duymamaya başlar, daha sonra kalabalık aile toplantılarında torunlarının veya çocuklarının ne dediğini anlayamadıkları için yavaş yavaş sohbetlerden ve topluluklardan çekilirler. Bu sosyal izolasyon, beynin uyaransız kalmasına yol açarak Alzheimer ve demans gibi zihinsel gerileme süreçlerini inanılmaz bir hızda tetikler. Odyologlar, geriatrik hastalarla çalışırken sadece odyogram kağıdındaki verilere bakmazlar; hastanın yaşam tarzını, parmaklarındaki eklem rahatsızlıklarını, görme keskinliğini ve zihinsel durumunu kesinlikle bir bütün olarak ele alırlar. Yaşlı bir hastaya işitme cihazı seçilirken pili kolay değiştirilebilen, şarj edilebilir veya kulak arkasına rahatça oturan daha ergonomik modeller tercih edilir. Ayrıca cihaz uygulandıktan sonra hastaya dudak okuma ipuçları, gürültülü ortamlarda oturma pozisyonunu nasıl ayarlayacağı ve dikkatini karşısındaki kişiye nasıl odaklayacağı konusunda özel dinleme stratejileri detaylı olarak öğretilir. Amaç bireyi iletişimde tutmaktır.
Gürültülü İş Yerlerinde Odyolog Hangi İşitme Önlemlerini Alır?
İşitme sağlığının korunması, en az kaybedilen işitmenin rehabilite edilmesi kadar önemli ve öncelikli bir halk sağlığı meselesidir. Özellikle fabrikalar, inşaat alanları, havalimanları, tekstil atölyeleri veya yüksek sese sahip eğlence mekanları gibi yüksek ses seviyelerine maruz kalınan yerlerde çalışan bireyler çok büyük bir risk altındadır. Gürültüye bağlı işitme kaybı, yıllar içinde yavaş yavaş gelişen, genellikle tiz seslerden başlayarak yayılan ve ne yazık ki tıbbi veya cerrahi bir tedavisi bulunmayan kalıcı bir hasardır. Endüstriyel odyoloji alanı bu görünmez sorunu önlemek için yapılandırılmıştır.
İşitme sağlığını korumaya yönelik alınan önlemler aşağıdaki gibidir:
- Ortam gürültü seviyelerinin ölçülmesi
- Çalışanların periyodik işitme taramaları
- Kişiye özel kulak tıkaçlarının üretilmesi
- Akustik yalıtım ve bariyer planlaması
- İşitme koruma eğitimlerinin verilmesi
Odyologlar, çalışma alanlarına bizzat giderek desibel ölçümleri yapar ve hangi noktalarda kulaklık takılmasının yasal olarak zorunlu olduğunu net bir şekilde belirlerler. Standart kulak tıkaçları herkesin kulak yapısına uymadığı veya iletişimi tamamen kestiği için, çalışanların kulaklarından özel kalıp izleri alınarak hem gürültüyü tehlikesiz seviyelere indiren hem de konuşma seslerinin duyulmasına olanak tanıyan filtreli koruyucular hassasiyetle hazırlarlar. Düzenli olarak yapılan tarama testleriyle olası kayıplar erkenden saptanır.
Hangi Durumlarda KBB Uzmanına Hangi Durumlarda Odyoloğa Gitmelisiniz?
Görüldüğü üzere, kulak ve denge sağlığı birbirini mükemmel şekilde tamamlayan iki farklı bilim dalının sürekli ve uyumlu ortak çalışmasıyla korunmaktadır. Sabah uyandığınızda kulağınızda aniden bir tıkanıklık hissettiyseniz, kulak kepçenizde şişlik veya kızarıklık varsa, boğazınız iltihaplandıysa, yutkunma güçlüğü çekiyorsanız veya kulak zarınızın fiziksel bir darbe sonucu zarar gördüğünü düşünüyorsanız başvurmanız gereken ilk ve tek yer kesinlikle Kulak Burun Boğaz hekimidir. Çünkü bu gibi akut gelişen durumlar tıbbi tanı ve cerrahi veya medikal tedavi gerektirir. Tanı sürecinde KBB hekimi ve odyolog zaten birlikte çalışacaklardır.
KBB hekimi tedavisini tamamen bitirdikten sonra elinizde kalıcı bir işitme kaybınız olduğu söylendiyse ve hayatınıza işitme cihazıyla devam etmeniz mecburi hale geldiyse, bu teknolojik cihazın seçimi, kulağa göre ayarlanması ve adaptasyonu için vakit kaybetmeden bir odyoloğa başvurmalısınız. Aynı şekilde yıllardır geçmeyen ve hayatı zorlaştıran çınlamalarınız, nedeni bir türlü bulunamayan kronik baş dönmeleriniz varsa veya yeni doğan bebeğinizin işitme gelişiminden emin olmak istiyorsanız, bu süreçlerin klinik olarak değerlendirmesi, test edilmesi ve rehabilitasyonu bütünüyle odyoloğun uzmanlık alanındadır. Hastaların bu iki disiplin arasındaki çizgiyi doğru kavraması ve yönlenmesi çok önemlidir.

1982 yılında Çanakkale’de doğan Odyolog Emel Uğur, işitme ve denge sağlığı alanındaki akademik ve klinik çalışmalarıyla Türkiye’de öne çıkan uzmanlardan biridir. Meslek hayatına İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlamış, burada 15 yıl boyunca pediatrik odyoloji, otolojik hastalıklar ve vestibüler sistem bozuklukları üzerine yoğunlaşmıştır. 2015 yılından bu yana Acıbadem Sağlık Grubu bünyesinde görev yapmakta, çalışmalarını Acıbadem Altunizade Hastanesi ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi çatısı altında sürdürmektedir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Odyoloji Doktora Programı mezunu olan Odyolog Uğur, tezinde EEG ve sanal gerçeklik teknolojilerini kullanarak hareket hastalığının beyin haritalandırmasını incelemiştir. Akademik olarak Acıbadem Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Odyometri Programı Başkanı ve öğretim üyesi olarak görev yapmakta, odyoloji eğitimine ve bilimsel üretime önemli katkılar sunmaktadır.
Klinik ve bilimsel ilgi alanları arasında vestibüler rehabilitasyon, sanal gerçeklik tabanlı denge terapileri, pediatrik odyoloji, işitme kayıpları ve yaşlı bireylerde bilişsel-vestibüler işlevler yer almaktadır. Auris Nasus Larynx, Frontiers ve Journal of Audiology and Otology gibi uluslararası dergilerde yayımlanan makaleleri ve kitap bölümleriyle odyoloji alanında bilimsel gelişime yön veren isimlerden biridir.

İstanbul'daki Kliniğimizin Konumu